Uzun zamandır düşündürüyor beni bu. Sanatçı olmak neyi gerekli kılmakta. Bir takım varsayımlardan yola çıkıyorum. Düşünen, yazan,çizen,söyleyen insanların, kendilerine sanatçı adı vermeleri zihnimin derinliklerinde acaba dedirtmekte.
Konuşuyorum. Dinliyorum. Bir netliğe ulaştıramıyorum. Sanatçı dedirten bir grubun söylemlerinde siyaset yok. Çünkü ben sanatçıyım kardeşim bana ne siyasetten denmekte. Bunu algılamam zor. Bağışlayın, benim algılama düzeyim aşağıda olabilir.
Ama beynim, düşünce sistemin bunun yanlış olduğunu varsaymakta. Nedir sanatçı dediğimde. Kendime verdiğim yanıt “sanatçı düşünceleri ile meydana eser getiren” olarak yansımakta.
Eğer düşünebiliyorsa o zaman siyasi bir fikrinin de olması gerekmiyor mu. Kaldıki siyaset yada düşünce sistemi de yaşamın kendisi değil mi.
Kendimizi belli bir gruptan, ben o konuya ilgi duymuyorum diyerek ayrıştırabilirmiyiz. Ne kadar ilgi duymamaktayız. Acaba sanatçı aynı marketten aynı gelirle alışveriş yapan bir grup değimlidir. Acaba sanatçı, sadece çizen, yazan, söyleyen ama sadece yaptığı sanatı düşünen insandan farklı bir yaratık mıdır.
İnsan olması zaten, sanatçı olmasının önünde değilmidir. Ülkesinde kendini yönetenleri kendisi seçmemekte, yada oy hakkını “sanatçılar hariç” olarak kullanan toplumlar mı vardır.
Bir yandan işi olan sanatını icra ederken, diğer yandan toplumsal olaylara kendini kapatıyorsa nasıl üretebilmektedir. Ben bunu mantıksal olarak açıklıyamıyorum.
Sohbet anlarında, genel siyaseti konuşurken, ülkesinde yaşananları yok sayıp, ben sadece çizerim arkadaşım, gerisine karışmam mı demek tir. Sanatçı olmak. Yada bunlar san at çı ve ülkesinde yaşananlara at gözlüğü ile bakan san al artçılar mıdır.
Biliyorum bir dolu insan buna karşı fikir üretecektir. Üretmelilerde zaten. Ben toplumun ufacık bir kesiminde oluşan söylemleri kendi düşünce harmanımdan geçirerek bunları gördüm. Duydum. Ve yaşadım. Aksini söyleyen tabiî ki olacaktır. Tabiî ki gerçek sanatçı ile san at çı arasında farkları benim bilmem olası değildir.
Bir ülkede kendi halkına kayıtsız kalmayan bir sanatçı, kendini sahip olduğu ülkenin bir ferdi sayıyorsa bunu düşüncelerinde belirtebilmelidir. Yani hepimizin kendimize doğru gelen bir görüşü, duruşu olmalıdır. Sanatçı olmak sadece bir sanat icra etmek. Ya da sahte aşk masallarında oyuncu olmak olmamalıdır.
Sanatçı nın bir misyonu da kitlesine ses duyurmak mı olmalıdır. Belki diyorum. Budur. Dünyada örnekleri var. Çok hemde. Bunları araştırmak, öğretmek değil amacım. Sadece ve sadece duyarlı sanatçı kimliklerimizi sadece sanatımızla kısıtlı bırakmak yerine. Sesi olmak gerek yaşadığımız toplumun.
Sessizce….