Sanat

27 Ekim 2009

Sanal artçılar….

Kategori: Kültür Sanat — Etiketler:, — admin @ 15:32

Uzun zamandır düşündürüyor beni bu. Sanatçı olmak neyi gerekli kılmakta. Bir takım varsayımlardan yola çıkıyorum. Düşünen, yazan,çizen,söyleyen insanların, kendilerine sanatçı adı vermeleri zihnimin derinliklerinde acaba dedirtmekte.

Konuşuyorum. Dinliyorum. Bir netliğe ulaştıramıyorum. Sanatçı dedirten bir grubun söylemlerinde siyaset yok. Çünkü ben sanatçıyım kardeşim bana ne siyasetten denmekte. Bunu algılamam zor. Bağışlayın, benim algılama düzeyim aşağıda olabilir.

Ama beynim, düşünce sistemin bunun yanlış olduğunu varsaymakta. Nedir sanatçı dediğimde. Kendime verdiğim yanıt “sanatçı düşünceleri ile meydana eser getiren” olarak yansımakta.
Eğer düşünebiliyorsa o zaman siyasi bir fikrinin de olması gerekmiyor mu. Kaldıki siyaset yada düşünce sistemi de yaşamın kendisi değil mi.

Kendimizi belli bir gruptan, ben o konuya ilgi duymuyorum diyerek ayrıştırabilirmiyiz. Ne kadar ilgi duymamaktayız. Acaba sanatçı aynı marketten aynı gelirle alışveriş yapan bir grup değimlidir. Acaba sanatçı, sadece çizen, yazan, söyleyen ama sadece yaptığı sanatı düşünen insandan farklı bir yaratık mıdır.

İnsan olması zaten, sanatçı olmasının önünde değilmidir. Ülkesinde kendini yönetenleri kendisi seçmemekte, yada oy hakkını “sanatçılar hariç” olarak kullanan toplumlar mı vardır.

Bir yandan işi olan sanatını icra ederken, diğer yandan toplumsal olaylara kendini kapatıyorsa nasıl üretebilmektedir. Ben bunu mantıksal olarak açıklıyamıyorum.

Sohbet anlarında, genel siyaseti konuşurken, ülkesinde yaşananları yok sayıp, ben sadece çizerim arkadaşım, gerisine karışmam mı demek tir. Sanatçı olmak. Yada bunlar san at çı ve ülkesinde yaşananlara at gözlüğü ile bakan san al artçılar mıdır.

Biliyorum bir dolu insan buna karşı fikir üretecektir. Üretmelilerde zaten. Ben toplumun ufacık bir kesiminde oluşan söylemleri kendi düşünce harmanımdan geçirerek bunları gördüm. Duydum. Ve yaşadım. Aksini söyleyen tabiî ki olacaktır. Tabiî ki gerçek sanatçı ile san at çı arasında farkları benim bilmem olası değildir.

Bir ülkede kendi halkına kayıtsız kalmayan bir sanatçı, kendini sahip olduğu ülkenin bir ferdi sayıyorsa bunu düşüncelerinde belirtebilmelidir. Yani hepimizin kendimize doğru gelen bir görüşü, duruşu olmalıdır. Sanatçı olmak sadece bir sanat icra etmek. Ya da sahte aşk masallarında oyuncu olmak olmamalıdır.

Sanatçı nın bir misyonu da kitlesine ses duyurmak mı olmalıdır. Belki diyorum. Budur. Dünyada örnekleri var. Çok hemde. Bunları araştırmak, öğretmek değil amacım. Sadece ve sadece duyarlı sanatçı kimliklerimizi sadece sanatımızla kısıtlı bırakmak yerine. Sesi olmak gerek yaşadığımız toplumun.

Sessizce….

Geleneksel El Sanatları ve Geleneksel Türk Süsleme Sanatları Karma Sergisi Afyonkarahisar’da Açıldı

Kültür ve Turizm Bakanlığı Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğü Koleksiyonundan Oluşan Geleneksel El Sanatları ve Geleneksel Türk Süsleme Sanatları Karma Sergisi’ Afyonkarahisar’da Açıldı.

Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Ömer Faruk Atabek Sergi Salonu’nda düzenlenen serginin açılışını Afyonkarahisar Vali Yardımcısı Gökhan Veli Kişioğlu ile İl Kültür ve Turizm Müdürü Ali İhsan Narlı yaptı. Geleneksel El Sanatları ve Geleneksel Türk Süsleme Sanatları Karma Sergisi, 31 Ekim tarihine kadar ziyaret edilebilecek.

Serginin açılışında konuşan Vali Yardımcısı Gökhan Veli Kişioğlu, bu tür sergilerin tarih ve kültürü canlandırdığını söyledi. Kültür ve tarihe sahip çıkılması gerektiğini belirten Kişioğlu, “Bizim kültürümüz ve tarihimiz gerçekten çok önemli. Tarihimize sahip çıkmak, kültürümüzü yaşatmak için böyle sergilerin devamlı açılması ve insanlar tarafından böyle sergiler devamlıı ziyaret edilmelidir.” dedi.

Konuşmaların ardından Vali Yardımcısı Gökhan Veli Kişioğlu ve beraberindekiler sergiyi gezdi.

24 Ekim 2009

Büyük kültür sanat açılımı

Kategori: Kültür Sanat — Etiketler:, — admin @ 00:43

Büyükşehir Belediyesi, “kültür, sanat ve tasarım metropolü” için seferberlik projesinin ilk adımını İzmir Kültür Çalıştayı ile atıyor.

İzmir Kültür Çalıştayı, 24 Ekim Cumartesi günü mimarlardan heykeltıraş ve gazetecilere, tiyatroculardan müzisyen ve yazarlara, yönetmenlerden akademisyenlere kadar kendi alanlarında Türkiye’nin etkin isimlerini buluşturacak.İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından restore edilerek kentteki kültürel etkinliklere evsahipliği yapan önemli bir mekan haline getirilen Tarihi Havagazı Fabrikası’nda gerçekleştirilecek Çalıştay’da, öncelikle İzmir’in Türkiye’de, Ege’de ve Akdeniz coğrafyasında kültür ve sanat alanındaki mevcut durum ve konumu belirlenecek.

Tarihi bir dönemeç

İzmirlilerin kültür ve sanat alanındaki ihtiyaç ve önceliklerinin de ele alınacağı Çalıştay’da, İzmir’in Akdeniz’in diğer kültür merkezleri Barselona, Marsilya, Venedik, Roma, Atina, İskenderiye ve Beyrut gibi kentlerle işbirliği kurması ve ortak kültür ve sanat projeleri oluşturulması yolunda uluslararası adımlar atılması konuları da masaya yatırılacak. İzmir’in vizyonu konusunda “tarihi bir dönemeç” olarak nitelendirilen bu çalışmaların en önemli bölümünü ise kentin kültür ve sanat altyapısı ve etkinlikleri bakımından zenginleştirilmesi ile kültürel üretimin gelişiminin özendirilmesi ve desteklenmesi amacıyla atılacak adımlar oluşturacak.

Üniversiteli Gençler Mülteciliği Sanatla Anlatacak

Kategori: Kültür Sanat — Etiketler:, , , — admin @ 00:38

Üniversiteli Gençler, Mülteci Olmayı Sanatla Anlatacak. Türkiye’nin Çeşitli Bölgelerinden 10 Üniversitenen Katılımıyla Gerçekleşecek Proje 26-31 Ekim ve 9-16 Kasım 2009 Tarihlerinde Ankara’da Sergilenecek.

Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilecek projeyi Birleşmiş Milletler Yüksek Komiserliği(UNHCR) Türkiye Temsilciliği başlattı. Projenin amacının toplumsal farkındalık olduğu belirtildi. Üretilen eserlerde sığınmacılarla dayanışma ve misafirperverlik temalarının işlendiği kaydedildi. Ayrıca projenin bir amacının da geleceğin sanatçılarına mültecilik konusunda duyarlılık kazandırmayı hedeflediği bildirildi.

UNHCR yetkilileri, “Mülteci olmanın zorluğunu kamuoyuna tarih boyunca en iyi sanatçılar anlatmışlardır.” dedi.

Projeye gençlerin resim, animasyon, heykel gibi birçok alanda değerli eserler ortaya koyduklarını belirten yetkililer, bu eserleri Cenevre’yle paylaşacaklarını, eserlerin tüm dünyada mülteciliğin tanınmasına katkı sağlayacağını ümit ettiklerini belirtti.

Eserlerin Başbakanlık Basın Yayın Enfermasyon Daire Başkanlığı ve Bilkent Üniversitesi’nden sonra tüm üniversitelerde sergileneceği kaydedildi.

Marketri Hakkında Genel Bilgi

Değişik renklerdeki ahşap, kimi zamanda metal yada başka gereçleri çeşitli desenler oluşturacak tarzda ince tabaka yada kakma biçiminde ağaç eşyalar üzerine uygulama sanatı veya başka bir değişle masif yada kaplamalı yüzeylere, değişik renkte masif, ağaç kaplama, sedef, bağa (kaplumbağa kabuğu) fildişi, metal vb. ile gömülerek yapılan bir süsleme sanatıdır Bu işi yapana kakmacı, işlemin kendisine de kakmacılık denir (Büyük Larousse, 1986).

Çok eski zamanlardan beri uygulanan marketri yapım tekniği günümüzde de hala canlılığını korumaktadır. Ancak gelişen teknoloji ve teknikler yeni makinaların kullanılması kakmacılığa yeni boyutlar kazandırmıştır. Bir sanat değeri olmasa da değişik renkte boyalarla yapılan baskılar ile kakma görüntüsü verilen değişik işlere günümüzde sıkça rastlanmaktadır (Başacar, v.d., 1982).

Tarihin çok eski zamanlarında bile insanlar rahat yaşamak ve ihtiyaçlarını gidermek amacı ile çok değişik mobilyalar yapmışlardır. Yaptıkları bu mobilyalar zaman zaman bir ihtiyacı gidermek amacından saptırılarak bir süs unsuru olarak kullanılmıştır.

Kakma işleri 1800 yıllarına kadar ince masif parçalardan yapıldığı için bunlar rendelenip temizlenebiliyordu. Bugün ise 0.6 – 0.8 milimetre kalınlığındaki kaplamalarla yapılan kakmaları değil rendelemek biraz fazla sistirelemek ve zımparalamak bile mümkün değildir (Zorlu, 1995).

Geçme tekniğinin yanı sıra Osmanlı çağı ağaç işlerinde kakma tekniğinden de yararlanılmıştır. Tahta, sedef ve fildişi kakma diye gruplara ayrılan bu teknikte desenler perdahlanmış ağaç yüzeyine ince bir kalemle çizilmiş ve sonra açılan yuvalara da titizlikle kakmalar yerleştirilmiştir. Kakma tekniğinde yüzey düzlüğüne özen gösterilmiş, bazı örneklerde taşkın parçalarla karşılaşılmıştır. Genellikle kakmalar zeminden cins ve renk olarak ayrılmış böylece birbirine karşıt dekoratif şekiller ortaya çıkmıştır (Şen, 1987)

Memleketimizde de Osmanlı İmparatorluğu devrinde yapılmış mücevher ve tuvalet kutuları, rahle, masa, sehpa, taht, bağlamada marketri işçiliğinin güzel örneklerini görebiliriz (Demiriz, 1989). Gaziantep ve Kilis gibi güneydoğu şehirlerimizde sedef kakmacılığı çok yaygın bir haldedir.

Bugün Amerika Birleşik Devletlerinde el işçiliğinin çok pahalı olması dolayısı ile, bazı büyük firmalar modern dekupaj makinaları ile seri halde marketri işleri yapmaktadır. Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinin birçoğunda ise kakmacılık yeniden değer kazanmaya başlamıştır. Çok sayıda kaplama kesebilen dekupaj makinaları geliştirilmiş ve özel marketri takımları yapılmıştır.

18 Ekim 2009

Sabır, aşk ve sanat!

Kategori: Kültür Sanat — Etiketler:, , , — admin @ 01:31

Mimar Sinan`ın eserlerinde kullanılan çini, ahşap üstü kalem işi tekniği ve ustalığı günümüzde yeniden gündeme geldi. Sinan`ın izinden giden sanatçıların yüzyıllar sonra aynı teknikle hazırladıkları eserler Capacity`de sanatseverlerle buluşacak.
Geleneksel süsleme sanatlarının en önemlilerinden olan İznik Çinisi Mimar Sinan`ın eserlerinde yer aldığı haliyle 400 yıl aradan sonra ilk kez 30 yıl önce yeniden uygulanmaya başlandı. Bu tarzı uygulayan en önemli sanatçılardan olan Güvenç ve Nursen Güven`in eserlerinden oluşan sergi, 29 Ağustos`ta Capacity Alışveriş Merkezi`nde açılacak.
29 Eylül 2008 tarihine kadar ziyarete açık olacak sergide sanatçıların 50 parça 16.yy İznik çini tekniğinden özgün desen ve özgün kalem işi çalışmaları yer alacak.
1958 doğumlu Güvenç Güven değişik cami ve mimari yapılardaki kalem işleri çalışmaları sonrası TC Vakıflar  Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen Edirne Selimiye Camii(1983 – 1985) İstanbul Sultan Ahmet Camii(1986 – 1988) restorasyonlarında kalem işleri sorumlusu olarak görev yaptı. Özellikle Mimar Sinan`ın en mükemmel eseri olan Edirne Selimiye Camii restorasyonu sırasında gördüğü sanatın doruğundaki örneklerin etkisiyle yoğun çalışma ve araştırma sonrası kendi felsefesini oluşturdu. Mimar Sinan Üniversitesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü Öğretim üyelerinden Hattat Mahmut Öncü`den hat yazı Tahsin Aykutalp`ten desen dersleri alan Güvenç, elliye yakın caminin kalem işlerini özgün desen, renk ve kompozisyonları ile tezyin etti.
1998 yılında ABD Los Angeles`ta Suudi Arabistan Kralının yaptırdığı King Fahd Mosque`un iç süslemesini ve Türk desenleri ile yaptığı çok özel vitray çalışmaları ABD`de de ilk  defa uygulandı ve büyük ilgi gördü.  2000 yılında Bahreyn`nin başkenti Manama`da bir caminin kalem işlerini yapan Güvenç, yalnız  Mimar Sinan`ın eserlerinde bulunan ahşap üstü kalem işlerini klasik ve özgün çalışma  olarak 400 yıl sonra orijinale en yakın teknik ile gerçekleştirdi.
Uluslararası etkinliklerde Türkiye`yi temsil eden ve geleneksel sanatlarla ilgili konferanslar veren sanatçının eserleri yerli ve yabancı koleksiyonerlerde ve yabancı müzelerde bulunmakta.
1954 doğumlu Nursen Güven Geleneksel Türk Sanatları Bölümünde Lisans ve Lisansüstü. cilt anasanat dalında lisansüstü diploması aldı. Edirne Selimiye ve İstanbul Sultan Ahmet Camii Restorasyonlarında kalem işi desenleri üzerine Tezyinat Proje Sorumlusu olarak çalışan Nursen Güven 40`ın üzerinde caminin kalem işlerini özgün desen, renk ve kompozisyonları ile tezyin etti.  1998 yılında ABD Los Angeles`ta Suudi Arabistan Kralı`nın yaptırdığı King Fahd Mosque`un kalem işleri ve özel vitray işleri çalışmalarını gerçekleştirdi. Yaptığı çalışmalarla özellikle yabancı basın tarafından takip edilen Güven belli aralıklarla Mimar Sinan Üniversitesi Geleneksel Türk El Sanatları Bölümü`nde öğretim görevlisi olarak görev aldı.
Nursen Güven, Mimar Sinan`ın eserlerinde bulunan ahşap üstü kalem işlerini klasik ve özgün çalışma olarak 400 yıl sonra orijinale en yakın teknik ile gerçekleştirdi.

Sanat kursta öğrenilir

Kategori: Kültür Sanat — Etiketler:, , , , , — admin @ 01:29

Özellikle klasik sanatları yaşatmak amacıyla düzenlenen kurslar ülke genelinde büyük ilgi görüyor. Hem sanatçı, hem de bu sanat dallarına ara eleman yetiştirmek üzere organize edilen kurslarda eğitim görenlere branşlarıyla ilgili sertifika da veriliyor.

Türk edebiyatı, sanatı ve kültürünü daha geniş kesimlerle buluşturmak amacıyla düzenlenen kurslar bütün ülke sathına yayılarak devam ediyor. İstanbul başta olmak üzere, Anadolu`nun bütün illerinde resmi kurumlar ile özel dershane, atölye ve sanat galerilerinin düzenlediği bu kurslarda, klasikten moderne kadar bütün sanat dallarının öğretilmesine çalışılıyor, bu kursları bitirenlere sertifika veriliyor ve özellikle sanat dallarında kurs alanların eserleri büyük sergilerle halka tanıtılıyor.
Meslek Edindirme Kursları (İSMEK) ile önemli bir boşluğu kapatan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, il genelinde hemen her noktada açtığı kurslarda birçok meslek dalının yanı sıra ahşap boyama, Arapça, bağlama, Bazı müziği, cam boyama ve işlemeciliği, desen, tasarım, diksiyon, ebru, tezhip, hat, çini, fotoğrafçılık, gazetecilik, grafikerlik, halk oyunları, halı-kilim, iğne oyası, İngilizce, ipek boyama, kırkyama, kitap ciltciliği, kumaş boyama, minyatür, mozaik, ney, Osmanlıca, resim, rölyef, serigrafi, sinema, takı tasarım, vitray, Türk halk ve sanat müziği vb. dallarda verdiği kurslarla onbinlerce insanı eğitiyor ve sertifika vererek hem sanat öğrenmelerini, hem de ihtiyaç duyulan dallarda istihdamını sağlıyor.
Klasik sanatın izinde
Klasik sanatları yaşatmak ve gelecek kuşaklara yaymak için çalışmalar yapan Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı`nın Osmanlı Türkçesi(Osmanlıca) ile Türkçe`yi Doğru Konuşma (Diksiyon) kurslarında da yeni dönem başlıyor. Dursun Gürlek yönetiminde devam eden ve büyük ilgi gören Osmanlı Türkçesi kursu, cumartesi günleri 11.00-13.00 saatleri arasında gerçekleşecek. 14 haftalık eğitimin verileceği kurs, 13 Mayıs 2006 tarihinde sona erecek. Galip Çakır`ın verdiği Türkçe`yi Doğru Konuşma kursları da 4 Mart`ta başlayacak. 20 Mayıs tarihine kadar sürecek kurs süresince, Türkçe`nin temel kuralları, dilimizi daha iyi ve etkili biçimde kullanma yolları öğretilecek. Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı`nda ayrıca hat, tezhip, Türk musıkisi kursları da devam ediyor.
Kanuni Sultan Süleyman döneminde Mimar Sinan tarafından yapılan Caferağa Medresesi de, asırlar sonra eğitim hizmetlerini sürdürüyor. `Türk Kültürüne Hizmet Vakfı`nca restore edilen medresede 20`nin üzerinde kurs veriliyor. Ebru, hat, tezhip, minyatür ve vitray bunlardan birkaçı. Kurslara, Türkiye`de yaşayan yabancılar ile turistler de katılıyor.
Resim ve fotoğraf dersi
Modern sanatlar dalında kurs veren onlarca kurumdan biri olan Nik Art-Sanat, yetişkinlere yönelik sanat kurslarının yanı sıra ilk öğretim öğrencileri için de kurslar düzenliyor. Boş zamanlarını değerlendirmek isteyen 7-14 yaş grubu ilk öğretim öğrencilerinin el becerelerine yönelik resim kursları düzenleyen kurum aynı zamanda el becerilerini geliştirmek isteyenlere akademisyenlerden oluşan eğitim kadrosu ile profesyonel eğitim veriyor.
Çatı Sanatevi de Recep Batuk yönetiminde resim ve Selçuk Uçku yönetiminde teknik çizim kurslarını devam ediyor.
Ressam Sabiha Akmeşe tarafından 2000 yılında Ankara`da kurulan Kleopatra Sanat Galerisi ise yağlı boya, sulu boya, desen, guaj, pastel, ahşap boyama, soğuk porselen, ebru, vitray, takı tasarımı, kumaş boyama dallarında ders almak isteyenlere yardımcı oluyor.
BUSMEK ve diğerleri
İstanbul`da Türk Kültürüne Hizmet Vakfı, Çekirdek Sanat, Erguvan Kültür Merkezi, İFSAK, Devlet Güzel Sanatlar galerileri, Atelye D, Arkitera, Evin Sanat Galerisi, Atölye Moda; Ankara Galeri Selvin; Mardin Gençlik ve Kültürevi de modern resmin usta isimleriyle sanat aşığı sanatçı adaylarını buluşturmayı sürdürüyorlar. Tıpkı İSMEK gibi hem ara eleman hem de sanatçı yetiştirmek için kolları sıvayan Bursa Büyükşehir Belediyesi ise BUSMEK kurslarına başladı. Şehirde var olan insan gücü potansiyelinin niteliklerini artırmak ve fertlerin gelişimini sağlamak amacıyla yeni bir sosyal proje olarak başlatılan kurslar arasında unutulmaya yüz tutan geleneksel sanat dallarına ağırlık veriliyor.

Denizli, Siirt, Gebze, Konya, Tunceli, Düzce, Silifke, Narlıdere, Bolu, Nevşehir, İzmit, Çorum, Ankara vb. gibi il ve ilçe belediyeleri de çeşitli dallarda düzenledikleri kurslarda yüzbinlerce gencin yetişmesine katkı sağlıyor.

Putin vitrayları Almanya`ya geri veriyor

Kategori: Kültür Sanat — Etiketler:, , , — admin @ 01:25

Vladimir Putin, 2. Dünya Savaşı sırasında Sovyetler`in ele geçirdiği bölgelerdeki kiliselerde bulunan 6 adet vitray camın, Almanya”ya geri gönderilmesini içeren yasa tasarısına imza attı.

İki ülke arasında yapılan anlaşmaya göre, nakil ve güvenlik masraflarını Almanya karşılayacak.

2002 yılında, Rusya, St. Petersburg, Hermitaj müzesinde koruma altına alınan 111 adet vitrayı, talep karşılığında, Frankfurt Marienkirche”de bulunan St. Mary kilisesine iade etmişti. Yetkililer, daha sonra, Moskova”daki Puşkin Müzesi”nde, 6 adet daha vitray bulunduğunu keşfettiler.

Vitray pencereler, Almanya”ya iade edildikten sonra, yakın tarihlerde restorasyonu yapılacak olan kiliselere eklenecek.

Rusya ve Almanya, 2. Dünya Savaşı sırasında ele geçirilen tarihi eser ve sanat eserlerinin karşılıklı olarak iade edilmesine dair bir anlaşma imzalamıştı. Fakat iade işleminin yavaş yürümesinden dolayı, Rusya, ele geçirilen eserleri, savaşta verilen kayıplara karşı tazminat olarak kağıda geçirmişti. Şimdi ise, iki taraf da eserlerinden taviz vermek istemiyor.

2. Dünya Savaşı sırasında, Avrupa”nın birçok sanat eserine el koyarak Nazi komutanların kişisel koleksiyonlarına katan Almanya, o zamanların Sovyet ülkelerinden de birçok esere el koymuştu. Savaş sonrasında, Sovyet güvenlik birimleri, kaybedilen eserleri geri getirmeye çalışırken, Almanlar”a ait birçok tarihi eseri de ülkelerine getirmişlerdi.

Rusya ve Almanya”nın birbirinden aldığı eserlerin tam miktarı, bireysel olarak askerlerin eserleri çalmış ve yok etmiş olmasından dolayı bilinmiyor.

Bu eserlerden en bilineni, 18.yy başlarında Prusya”da yapılmış olan Amber Odası”nın 1945″te Nazi askerleri tarafından yağmalandığına inanılıyor.

Garajda başlayan sanat Van`ın sokağını süsleyecek

Kategori: Kültür Sanat — Etiketler:, , , — admin @ 01:22

Resim öğretmeni Murat Pişken`in Van`da yaşamış medeniyetlerin izlerini taşıyan vitray çalışmaları Van`daki Sanat Sokağı`nı süsleyecek
Van Belediyesi`nin Sanat Sokağı`nı adına yakışır hale getirmek için başlattığı proje çerçevesinde vitray çalışması yapan Murat Pişken, bölgede hüküm sürmüş uygarlıklardan kalan eserleri yeniden yorumladı. Cama kurşunlu vitray ile işlenen çalışmalar yakın zamanda Sanat Sokağı`nın çeşitli yerlerine monte edilecek. Pişken Van`da kurşunlu vitray yapan tek kişi.
Murat Pişken, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Resim Öğretmenliği bölümünde okurken vitray sanatına ilgi duymaya başladığını ifade ederek, `Daha sonra evimizin garaj bölümünde biraz değişiklik yaparak atölye haline dönüştürdüm. İlk başlarda hobi olarak yapıyordum.. Van ve çevresinde bu işle uğraşan tek kişi olduğum için ufak tefek teklifler aldım ilk başta. Geldiğimiz aşamada belediyenin Sanat Sokağı`nı dönüştürme projesinde yer aldım. Çalışmalarımın Sanat Sokağı`nda sergilenecek olmasından çok mutluyum` dedi.
Proje kapsamında Urartu savaş aletleri üzerindeki figürler, Osmanlı ile Selçuklu dönemine ait geometrik ve bitkisel motifleri yeniden yorumladığını söyleyen Pişken, bütün çalışmaların Van`daki atölyelerinde üretildiğini kaydetti.
Vitray için kullandıkları camın yurt dışından geldiğini belirten Pişken vitrayın yapımını şöyle anlattı: `İlk başta cama işleyeceğimiz motifleri bilgisayar ortamında çiziyoruz. Daha sonra oluşan kalıpları makinada kestiğimiz camların üstüne koyuyoruz ve asetat kalemle motifleri cama aktarıyoruz. Sonra elmasla camı kesip kurşunla parçaları birleştiriyoruz.`

Öğretmen kızından öğrendi, şimdi vitray yapıp satıyor

Kategori: Kültür Sanat — Etiketler: — admin @ 01:17

Balıkesir`in Edremit ilçesine bağlı Zeytinli beldesinde yaşayan ev hanımı Güler Piroğlu, yansımalı vitray ampuller yaparak satıyor. Bu işi kızından öğrenen iki çocuk annesi Piroğlu, eserlerini Altınkum Mahallesi`ndeki Sanat Sokağı`nda kurulu çarşıdaki standında sergiliyor.
Mikrokredi kullanan ev hanımlarının iş sahibi olduğunu görünce, kendi imkanlarıyla çalışarak üretip satmaya başladığını anlatan Piroğlu, her kadının kabiliyetlerini üretime geçirebileceğini ve böylece ev ekonomilerine katkı sağlayacabileceğini söylüyor. Üniversite mezunu olan öğretmen kızının, göreve atanıncaya kadar evde zevk için yapmaya başladığı vitrayı kendisine de öğrettiğini belirten Güler hanım, `Kızımın tayini çıkınca, yansımalı vitray ampülleri kendim yapmaya başladım. Çarşıdan aldığım normal ampulleri ve su bardaklarını vitray olarak işleyip boyuyorum. Gece lambası ve mumluk yapıp 3 liradan satıyorum. Özellikle çay bahçesi, gazino, lokanta gibi yerler çok ilgileniyor. Bugüne kadar ampüllerden 20 bin, mumluklardan 15 bin adet sipariş alıp sattım. Diğer üretimlerimi de yazın tatile gittiğim yörelerde stant açıp satıyorum.` diyor.
Vitray çizimlerini, Dalyan Mahallesi`ndeki evinde eşinin yaptığını, kendisinin de boyadığını anlatan Piroğlu, toplu sipariş olursa yetişemeyeceğini, mutlaka ekip çalışması gerektiğini vurguluyor.

« Yeni YazılarEski Yazılar »

WordPress'in desteğiyle.